Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İstanbul’da düzenlenen “Evrensel Aşura Matem Merasimi” programına katıldı. Programda konuşan Yılmaz, “Hz Hüseyin efendimizin Kerbela’daki şahadetinin bin 387’inci yıl dönümünde gerçekleştirilen bu buluşma, onun uğruna can verdiği hakikat, adalet ve izzet davasının nesiller boyunca taşınan gücünü ortaya koymaktadır. Aynı matemde, aynı muhabbette ve aynı bağlılıkta birleşen gönüllerin oluşturduğu bu tablo, Kerbela’nın insanlığın vicdanındaki müstesna yerini açıkça göstermektedir. Bu Kerbela gününde Hz. Peygamber Efendimizin Allah’ın ayı dediği muharrem ayında sizlerle bir araya gelmiş olmaktan dolayı rabbime hamdolsun. Hazreti Hüseyin Efendimizin Kerbelâ’daki şehadeti, İslam tarihinin en derin acılarından biri olarak asırlardır gönüllerde yaşamaya devam ediyor. Peygamber Efendimizin sevgili torununun ve Ehl-i Beyt mensuplarının maruz kaldığı bu elim hadise, bıraktığı hüzün kadar temsil ettiği değerlerle de Müslümanların ortak hafızasında derin bir iz bırakmıştır. Kerbelâ, hak ile batılın, adalet ile zulmün, izzet ile zilletin karşı karşıya geldiği büyük bir insanlık imtihanı olarak hafızalara kazınmıştır. Hazreti Hüseyin Efendimiz’in karşı karşıya kaldığı bütün baskılara rağmen hak bildiği yoldan ayrılmaması; adalet, hakkaniyet ve insan onurunu esas alan bir duruş sergileyerek insanlığın vicdanında derin izler bırakması hepimiz için en kıymetli mirastır. O gün Ehl-i Beyt mensupları susuzluğa mahkûm edilmiş, kadınlar ve çocuklar tarifsiz sıkıntılarla karşı karşıya kalmış, insanlığın ortak vicdanını yaralayan hadiseler yaşanmıştır. Ancak Kerbelâ’nın ardından hafızalarda yer eden şey zulmün kudreti değil, Hazreti Hüseyin Efendimizin hakikat karşısındaki sarsılmaz bağlılığı ve izzetli duruşu olmuştur” ifadelerini kullandı.
“Adaletten, merhametten, hukuktan bağımsız bir gücün hiçbir kıymeti yoktur”
Dünyanın bir imtihandan geçtiğini belirten Yılmaz, “Dünyamız bir imtihandan geçiyor. Ben güçlüyüm istediğim her şeyi yaparım diyenler var. Bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil. Güçlüysem haklıyım, her şeye hakkım var diyen bir zihniyet dünyaya hiçbir şey kazandıramaz. Adaletten, merhametten, hukuktan bağımsız bir gücün hiçbir kıymeti yoktur. Sürekliliği de yoktur. Kısa bir süre bu anlayış etkide bulunabilir, birtakım zararlar verebilir ama şunu biliyoruz ki, insanlık tarihinden de biliyoruz ki meşrutiyetten kopuk bir güç sürdürülemez. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti olarak dünyanın bu zor zamanlarında, belirsizliğin arttığı, çatışmaların yoğunlaştığı bu dönemde şunu söylüyoruz; hem haklı olacağız hem de güçlü olacağız. İkisini aynı anda başaracağız. İnsanlığın da buna ihtiyacı var diye inanıyoruz. Bu büyük acı, asırlardır İslam dünyasını tefrikaya düşürmek isteyenlere karşı bizi birbirimize kenetleyen, vahdetimizi tahkim eden güçlü bir inanç harcı vazifesi görmektedir. Allah’ımız bir, kitabımız bir, peygamberimiz bir, Ehl-i Beyt sevgimiz bir. Varsın bazı konularda da farklı olalım. Hiç önemli değil. Bu birliği, beraberliği bizim her fırsatta vurgulamamız lazım. Emperyalistler bölgemizde uzun bir zamandır etnik kimlikler üzerinden, mezhebi farklılıklar üzerinden insanlarımızı birbirine düşürmekte, kendi enerjilerini tüketmelerine vesile olmakta ve bölgemizin kaynaklarını sömürmektedir. Biz bu kimlikleri, bu farklılıkları çatışma konusu değil, birbirimizi tamamlama, zenginleştirme olarak göremediğimiz sürece başkalarına hizmet etmeye devam ederiz. Bunlara karşı çok uyanık olmamız lazım. Son dönemde bölgemizde yaşanan çatışmalarda da aynı imtihandan geçtiğimizi ifade edebilirim. Çok şükür bu tuzaklara düşülmedi. Bizim mezhep farklılıklarını çok aşırı noktalara taşıyıp birbirimize karşı farklı bir duruş içerisinde girmemiz sadece başkalarını sevindirir. Hepimiz bir diğerinin kimliğine saygı duyarak, zorla hiç kimseyi değiştirmeye, dönüştürmeye çalışmayarak, kendimiz olarak, kendimizi ifade ederek farklılıklarımız kadar ortaklıklarımızı da vurgulayarak birlikte yaşayacağız. İri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız ve hep birlikte bu sınavları geçmeye devam edeceğiz inşallah” diye konuştu.
“Zalimlerin en korktuğu şey hakikatin aydınlığıdır”
Zalimlerin korktuğu şeyin aydınlık olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Hazreti Hüseyin Efendimizin uğruna mücadele ettiği değerler farklı coğrafyalarda ve farklı zamanlarda vicdan sahibi insanların yolunu aydınlatmaya devam etmiştir. Kerbelâ’yı doğru okumak; haksızlık karşısında sessiz kalmamayı, mazlumun yanında durmayı ve adaleti her şart altında savunmayı da beraberinde gerektirmektedir. Zalimlerin en çok korktuğu şey aydınlıktır. Zulüm karanlık demek zaten. Zalimlerin en korktuğu şey hakikatin aydınlığıdır. Hakikati olduğu gibi ifade etmek zalimlere karşı verilecek en güzel cevaplardan biridir. Biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyadaki mazlumlarla ilgili net duruşumuzu, hakikati en yalın, en gür şekilde ifade eden duruşumuzu her zaman ortaya koyduk. Bundan sonra da ortaya koymaya devam edeceğiz. Kim rahatsız olursa olsun, kimin zoruna giderse gitsin hakkı, hakikati söylemeye, mazlumun yanında durmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Hazreti Hüseyin Efendimizin uğruna mücadele ettiği değerler bugün de insanlığa yol göstermektedir”
Mazlumun yanında durmanın herkesin sorumluluğu olduğunu ifade eden Yılmaz, “Kerbelâ’nın bizlere bıraktığı en önemli derslerden biri, şartlar ne olursa olsun hakkın ve adaletin yanında yer alma sorumluluğudur. Bu yönüyle Kerbelâ’nın mesajı, belirli bir döneme veya belirli bir coğrafyaya ait değildir. Hazreti Hüseyin Efendimizin uğruna mücadele ettiği değerler bugün de insanlığa yol göstermektedir. Dünyanın neresinde bir mazlum varsa, Kerbelâ’nın vicdanlara yüklediği sorumluluk da orada başlamaktadır. Haksızlığa uğrayanın inancı, mezhebi veya kökeni ne olursa olsun adaleti savunmak, mazlumun yanında durmak ve insan onurunu korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Dinine bakamayız, mezhebine bakamayız, etnik kimliğine, rengine, cinsiyetine bakamayız. Peygamber Efendimiz de biliyorsunuz peygamberlikten önce adaletsizlikler karşısında çok farklı insanlarla bir araya gelip adaleti savunmuştur. Peygamberlikten sonra da bugün olsa aynısını yapar mıydınız diye sorulduğunda tereddüt etmeden ’Yapardım’ demiştir. Bize düşen de bugünkü dünyada dini ne olursa olsun, rengi ne olursa olsun dünyanın her yerindeki erdemli insanlarla birlikte hareket etmektir” şeklinde konuştu.
“Bugün Kerbela Gazze’dir”
Bugünün Kerbela’sının Gazze olduğunu söyleyen Yılmaz, “Gazze’de yaşananlar anlattıklarımızın karşılık bulduğu bir yerdir. Bugün Kerbela Gazze’dir. Gazze’de yaşananlardır. Bugünün Yezitleri de Netanyahu hükümeti ve onun destekçileridir. Bir soykırım işlendi dünyanın gözleri önünde ve maalesef bu soykırıma birçok çevre sessiz kaldı. İşte bunun karşısında insanlığın vicdanını harekete geçirmemiz lazım. Dini, milliyeti ne olursa olsun dünyanın farklı bölgelerinde vicdanlı, erdemli insanlar olarak Gazze’de yaşananlara tepki gösteren tüm insanlığı selamlıyorum. İnşallah bir gün Filistin’deki kurtuluşu da göreceğiz. Başkenti Doğu Kudüs olan, kendi ayakları üzerinde durabilen bir Filistin oluşuncaya kadar da Filistin davasının yanında yer almaya sonuna kadar devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, Filistin halkının haklı davasını kararlılıkla savunmakta, Gazze’de akan kanın durması, insani yardımların ulaştırılması ve adil bir barışın tesisi için yoğun çaba göstermektedir. Ülkemiz, Filistin meselesinde olduğu gibi dünyanın farklı bölgelerinde mağduriyet yaşayan tüm mazlumların sesi olmaya, adaleti ve hakkaniyeti savunmaya devam edecektir. Netanyahu yönetiminin kışkırtmaları ile başlayan İsrail/ABD-İran savaşı hepimizi derinden üzmüş, büyük insani maliyetlere, ekonomik maliyetlere, çevresel maliyetlere yol açmıştır. Bu savaşta da son günlerde ulaşılan mutabakatı Türkiye Cumhuriyeti olarak memnuniyetle karşılıyoruz. İnşallah provokasyonlarla sabotajlarla engellenmez. Mutabakat kalıcı bir barışa dönüşür. Kardeş İran halkıyla birlikteyiz. Gönlümüz onların yanında. Elimizdeki tüm imkanlarla başından beri bu savaşı engellemeye çalıştık. Savaş sona ersin diye her türlü çabayı sergiledik ve sergilemeye de devam edeceğiz. Günümüzdeki haksızlıklarına karşı durmak, Kerbelâ’nın vicdani mirasına sahip çıkmanın bir gereğidir. Hazreti Hüseyin Efendimizin bu yolundan gitmeye devam edeceğiz” dedi.
Programa Yılmaz’ın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Gündüz, Caferider Başkanı Hasan Babur ve çok sayıda kişi katıldı.

